banner38

TBMM Başkanı Yıldırım: “Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım, ”Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir, geleceğidir. İbn-i Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderdir, bu coğrafya kaderimizdir. Burada yaşayan milyarların geleceğinden kendimizi sorumlu hissediyoruz” dedi.

TBMM Başkanı Yıldırım: “Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir"

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Binali Yıldırım, ”Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir, geleceğidir. İbn-i Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderdir, bu coğrafya kaderimizdir. Burada yaşayan milyarların geleceğinden kendimizi sorumlu hissediyoruz” dedi.

‘Kamu Denetçiliği Kurumu’nun 6. Yılında Ombudsmanlığın Dünü Bugünü ve Yarını Çalıştayı’ TBMM Tören Salonu’nda düzenlendi. Çalıştaya TBMM Başkanı Binali Yıldırım, KKTC Başbakanı Tufan Erhürman, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, eski Meclis Başkanları, milletvekilleri ve diğer yetkililer katıldı. TBMM Başkanı Binali Yıldırım, 15 temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile ilgili olarak, “OHAL ile başlayan, terör örgütüyle mücadele kapsamında yapılan işlemlerin, memuriyetten çıkarma, açığa alma, darbeye katılma, FETÖ’ye üyelik, destek gibi birçok konuda itham edilenlerin yargı yoluna gitme imkanları yoktu. Çünkü OHAL uygulaması vardı. Hak kaybını önlemek için Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme ve İtiraz Komisyonu diye bir düzenleme yapıldı. 130 bin civarında başvuru oldu. Burada tek tek bütün dosyalar inceleniyor, idarenin bir yanlışı varsa o işlem düzeltiliyor, idare de göreve iade ediyor. Değilse hak arama yolu başlamış oluyor. OHAL’in getirdiği o kısıtlama kalkmış oluyor, yargı yoluna başvurabiliyor, bütün yargı silsilelerini takip etme hakkını elde ediyor” dedi.

Yıldırım şöyle konuştu:

“Türkiye son 16 yılda her alanda büyük mesafe aldı. Bir yandan Türkiye ekonomisi üç kat büyütüldü, bir yandan altyapı, sağlık, eğitim birçok sorunu hallettik. Hukuk, hukuk, yargı reformuyla ilgili de çok ciddi işler yaptık. Ancak üst üste karşılaştığımız vesayet faaliyetleri, yargı darbesi, başka türlü darbe ve vesayet girişimleri nedeniyle maalesef bu alanda idare çok meşgul oldu, çok başımız ağrıdı. Bunların üstesinden geleceğiz. Bugün ülkemizin bulunduğu coğrafya itibarıyla birçok ülkeye göre çok daha büyük tehditlerle, büyük sıkıntılarla karşı karşıyayız. Ancak şunu herkes bilmelidir ki Türkiye sadece kendi geleceği için değil coğrafyasındaki 1,5 milyar insanın da güvencesidir, geleceğidir. İbn-i Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderdir, bu coğrafya kaderimizdir. Burada yaşayan milyarların geleceğinden kendimizi sorumlu hissediyoruz” dedi.

KKTC Başbakanı Tufan Erhürman, altı yılda Kamu Denetçiliği Kurumu kararlarına uyumasının ciddi bir rakam olduğunu söyleyerek, “Belli idare ombudsmanı gerçekten hukuk devleti yolunda işbirliği yapabileceği partner olarak kabuk etmiş. Ombudsmanın başarılı olabilmesi için idarenin onu güvenilir partner olarak kabul etmesi gerekir. 2013 yılında 7 bin 638 başvuru alan ombudsman, 2014 yılında 5 bin 639’a düşmüş, 2015’te 6 bin 55, 2016’da tekrar düşmüş, 5 bin 519, 2017’de 17 bin 131, 2018’de 17 bin 585” şeklinde konuştu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ise, şikayet ve başvuru hakkının devlet geleneğimizde kadim bir uygulama olduğunu belirterek, şikayet defterlerinden örnekler verdi. Arslan, Osmanlı’da ombudsmanlığın kökleri olduğunu belirterek, “Kamu Denetçiliği Kurumu ile Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru hakkı anayasal yaşıttır. 2010 Anayasa değişikliği ile toplumsal geçmişimizde örnekleri bulunan uygulamalar Anayasal statü kazandı, biri altı biri yedi yaşında genç kurumlar olarak hayatlarına devam ediyorlar. Kamu Denetçiliği ve Anayasa şikayetinin temel amacı, bireylerin idare karşısında şikayetlerini dinlemek, ele almak, kamu otoritesi karşısında dile getirilen hak ihlali taleplerini sonuçlandırmak ve temel hak ve özgürlüklerini korunmasını sağlamaktır” diye konuştu.

Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Kamu Denetçiliği Kurumunun dostane çözüm sunması nedeniyle toplumsal huzur ve barışın sağlanmasında önemli bir işlevi bulunduğuna dikkat çekerek, “Kamu Denetçiliği Kurumu kurulması ülkemizde hukuk devleti ve insan haklarını gelişimi bakımından önemli bir göstergedir. İş yükü sorunu hakim ve mahkeme sayısı arttırılarak çözülecek bir mesel değildir. İş yükü sorunu mahkemeden intikal eden uyuşmazlık sayısının azaltılmasıyla çözülebilir. Yargı sistemimizde adil, ve etkin bir filtreleme sitemi kurularak, ve bir kısım uyuşmazlıkların yargı sistemi dışında çözülerek, iş yükü sorunu yapısal olarak ele alınıp, çözülebilir” dedi.

Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, hukuk devletinin insan haklarına saygılı ve bu hakları koruduğunu belirterek, “Devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu görevli olması giderek çoğalması ve kişi hakları ile kamu menfaati arasındaki dengenin korunmak olması nedeniyle idarenin denetiminin etkin bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu anlamda idarenin hukuk kurallarına uymasını sağlayacak en etkili sistem yargısal denetimdir. Demokratik hukuk devletinde yargı temel hak ve özgürlüklerle toplumun ve bireyin sahip olduğu temel değerlerin koruyucusu ve güvencesidir” ifadelerini kullandı.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, halkın avukatlığını yaptıklarını belirterek, “İdareye tavsiye kararlarımızla yol göstermekteyiz, halkla idare arasında arabululucu barış köprüsüyüz. Altı yılda kurumun tanınırlığını arttırdık, başvuru sayısı çoğaldı, sorun çözme yükseldi ve tavsiye kararlarımıza uyma oranı yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıktı” şeklinde konuştu.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER