(Özel) Udi marangozdan rast makamında şarkılar

Balıkesir’de 50 yılı aşkın süredir marangozluk mesleğiyle uğraşan Rıza İlgüğ, atölyesinde hem çalışıyor, hem de ud çalarak müzikle uğraşıyor.

(Özel) Udi marangozdan rast makamında şarkılar

Balıkesir’de 50 yılı aşkın süredir marangozluk mesleğiyle uğraşan Rıza İlgüğ, atölyesinde hem çalışıyor, hem de ud çalarak müzikle uğraşıyor.

Belediye Konservatuvarında Türk Sanat Müziğiyle ilgilendiğini belirten Rıza Usta, udun yanında tambur ve kabak kemane çalmayı da bildiğini söyledi. Herkesin sevdiği mesleği yapmasını tavsiye eden Rıza İlgüğ, insanın sevmediği meslekte ömrünü tamamlamasının her kötülüğü getireceğini ifade etti. Marangozluk mesleğine başlamasıyla ilgili açıklamalarda bulunan Rıza Usta, “Balıkesir Sanat Enstitüsü mezunuyum O arada okuldan formasyon için Ankara’ya yolladılar, müsteşarlardan formasyon dersleri aldık. Ağaç işleri konusunda köyden şehre akımı durdurmak için Maraş’ın Tekir Köyünde bir sene öğretmenlik yaptım. Askerlik dönüşü mobilyacılığa Balıkesir’de başladık. Balıkesir’de o günden bu yana yeni evleri dayadık, döşedik. Bu süreç içinde çırağımız, kalfamız vardı. İleriki yaşlarda biraz da ekonomik durumlardan küçülmek mecburiyetinde kaldık. Şimdi yalnız çalışıyorum” şeklinde konuştu.

Kendi neslinin mobilyacılığa meraklı olduğunu söyleyen Rıza İlgüğ, şimdiki gençlerin bu meslekle ilgilenmediğini belirterek, “Bizim çıraklık dönemimiz yoktu. Okuldan sonra altı ay Örsel Usta’nın yanında, Hacı Emlek Usta’nın yanında sekiz ay kalfa olarak çalıştım. Örsel Usta’nın yanından sonra dükkanımızı açtık. O günden bu yana da mobilyacılık yapıyoruz. Bugün artık mobilyacılara yan sanayi yapıyoruz. Eskiden bizim jenerasyon mobilyacılığa çok meraklıydı. Bundan 5-10 sene evvel bizim atölyede 3 tane sigortalı, ikisi stajyer çırak, kalfa hepsi mevcuttu. Çok güzel günlerimiz oldu. Zamanla bu çırak okulu açıldıktan sonra azar azar kalfa, çırak olayı azaldı gitti. Şu anda çırak bulamıyoruz. Herkes yalnızlığa mahkum edildi. Şimdi işler imece olarak yapılıyor. Fakat bu nereye kadar gider bilemiyoruz artık. Ama bunun böyle devam etmeyeceği de belli. Şimdi usta yetişmiyor, bizim kalfalarımız son jenerasyon. Merak da kalmadı. Herkes üniversitelere merak sardı. Üniversiteli gençlerin zaten bu işe merakı da yok. Yani piyasada bir şaşkınlık var” dedi.

“Mobilyacı olmak için birkaç sanatla ilgilenmek lazım”

İyi bir marangoz olmak için sanatın her dalıyla uğraşılması gerektiğinin altını çizen Rıza Usta, “Mobilyacı olmak için birkaç sanatla ilgilenmek lazım. Bugün Avrupa’da insanlara hangi okulu bitirdin, tahsilin ne diye sormuyorlar, hobin ne diye soruluyor. Marangozluk böyle bir meslek, birçok mesleği içinde barındırıyor. Kendini her konuda yetiştiren adam bu işte çok başarılı oluyor. Biz bunu gözlemledik” diye konuştu.

“Ud, tambur ve kabak kemençe çalabiliyorum”

Herkesin olduğu gibi marangozların da sosyal yönünün çok fazla olduğunu belirten Rıza Usta, halk evlerinde türkü söyleyerek başladığı müzik hayatını konservatuarda Türk sanat müziği ile devam ettirdiğini ifade etti. Rıza Usta, "Ben Türk halk müziğiyle uğraştığım gibi kabak kemane yapımıyla da ilgilenirim. Kendim kabak kemaneyi yaparım ve çalarım da aynı zamanda. Bu arada Türk sanat müziği enstrümanlarından ud ve tambur çalarım. Marangozluk her mesleğin anasıdır. Yani bu mesleği küçük görmek veya tepeden bakmak olmaz. Bu meslek güzel bir meslek. Bu işi severek yapan herkes iyi bir kazanca da kavuşur, itibarı da olur. Sadece marangozluk değil, insanlar sevdiği işi yapmalı. Sevdiği işi yapan insan başarılı olur. Sevmediğin işte bir ömür geçirecek olsan her türlü hastalık yakana yapışır, sorunlu bir ömrün olur. Ben marangozum diye herkes marangoz olsun de demem. Ama herkes sevdiği işi yapmalı. Yani zorla güzellik olmaz” diye konuştu.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER