Bakan Koca: 'Eve kapanmak şart, hatta odalara kapanmak lazım'

Van haber - Yazar Ahmet Hakan, Bakan Koca beni aradı ve 'Hayat Eve Sığar' kampanyasına destek vermemi rica etti.

Bakan Koca: 'Eve kapanmak şart, hatta odalara kapanmak lazım'

Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ın yayımladığı yazı:

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca aradı.

Bakanlık olarak “HAYAT EVE SIĞAR” sloganlı bir kampanya başlattıklarını söyledi.

Benim de bu kampanyaya destek vermemi rica etti.

“Tabii ki” dedim.

*

Fahrettin Koca’ya “Türkiye’ye mesajınız nedir?” dedim.

Verdiği cevap şu oldu:

“Eve kapanmak şart... Hatta odalara kapanmak lazım.”

Eve kapanın, hatta odalara kapanın


*

“Evi anladım da odalara kapanmak da nedir?” diye sordum.

Koca’nın verdiği yanıt şu oldu:

“Evdeki bireylerin birbiriyle teması kesmesi gerekiyor. İlişkinin minimize edilmesi şart. Kullanılan malzemenin paylaşılmaması gerekiyor, üç-beş adımlık mesafede kalmaları gerekiyor. Yaşlıların daha fazla etkilendiğini biliyoruz ama gençler ve orta yaşlılarda etkisi yok anlamına gelmez bu. Gençler taşıyıcı olabiliyor.”

*

Sağlık Bakanı’nın çözüm için söylediği şey şu:

“İzolasyon... İzolasyon... İzolasyon... Şu dönemde mutlak izolasyonu sağlamamız gerekiyor. İki-üç haftalık süreçte mutlak izolasyon şart.”

*

Peki evlere kapanma işi sağlanamadı mı?

Bakan Koca’ya bunu sordum.

“Anadolu’da büyük ölçüde sağlanıyor ama İstanbul’u tutamıyoruz. İstanbul’u görüyorsunuz” dedi.

*

Sokağa çıkma yasağı bir çözüm olamaz mı?

Sağlık Bakanı Koca, bu sorumu da şöyle yanıtladı:

“Herkesin evinde izole olması gerekiyor. Bunun sağlanması lazım. Bunun ciddiye alınması gerekir. En sert tedbir yasakla olabilir. Ama ille de devletin böyle bir yasak getirmesi mi gerekir? Hepimiz bu izolasyonu sağlayabiliriz. Bunun sağlanması için çağrılarımız devam edecek. Daha sert ve keskin çağrılar yapacağız. İki-üç hafta evimize kapanarak bu dönemi geçirebiliriz.”

SILA'NIN KOLPACILIĞI NURİ BİLGE'NİN BİLGELİĞİ

Eve kapanın, hatta odalara kapanın


- SILA: Instagram’da canlı yayın yapıyor Sıla... Yüzünde afacan çocuklara özgü bir şirinlik... Gülücükler yağdırıyor. Öyle pozitif ki bir insan ancak bu kadar pozitif olabilir. Sonra canlı yayını bitiriyor. Daha doğrusu bitirdiğini sanıyor. Ve o şirinlik muskası yüz gidiyor, “Amma sıktınız ha, oh be kurtuldum sizden” şeklinde bir yüz ifadesi devreye giriyor. Fakat aniden canlı yayını bitirmediğini fark edip gözler fal taşı gibi açılıyor. “Kolpacılık nedir, nasıl olur?” sorusunun canlı yayında verilen yanıtı gibi bir şeydi izlediğim.

*

Eve kapanın, hatta odalara kapanın


- NURİ BİLGE: ‘Ahlat Ağacı’ filminin kamera arkası görüntüleri çıktı dün piyasaya... O görüntülerden biri de yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın, filmin oyuncularından Bennu Yıldırımlar’a söyledikleriydi... Muhteşem bir ders veriyordu Nuri Bilge... Oyunculuk ile hayat arasında çok basit bir bağ kuruyor ve Bennu Yıldırımlar üzerinden mektepli oyuncuların bu bağı kuramadıklarını anlatıyordu. Sert ve acımasız gibi görünen bu sözler karşısında Bennu Yıldırımlar’ın tek bir kelimeyle bile cevap vermemesi... Nuri Bilge’nin bilgeliğinin bir göstergesiydi.

KORONA SAYESİNDE ŞUNLARI ÖĞRENDİM

- İnsan denilen varlık, o kadar da güçlü değilmiş.

- El sıkışmamaya çabuk alışılıyormuş.

- Tıp o kadar da ilerlememiş.

- Sevdiklerimizi kaybetme ihtimali, ihtimallerin en zorlusuymuş.

- Meğer kolonya deyip geçmeyecekmişsin.

- İtalya’yı gözümüzde çok büyütmüşüz.

- Kafede oturup gelene geçene bakmak ne kadar da güzel bir şeymiş.

- 20 saniye dediğin o kadar da kısa bir süre değilmiş.

- Doktorlar çok tatlı kimselermiş.


KORONANIN ZORLADIĞI YENİ BİR SİYASET DİLİ

MANZARA-i umumiye aşağı yukarı şöyle bir şey:

*

Nuh Tufanı’na benzer bir şeyler oluyor. Neye dönüşeceği tam olarak kestirilemeyen bir süreç bu... Herkes bu yeni olgunun yaşamına getirdiklerine ve getireceklerine odaklanmış durumda. İlgi alanları tek bir noktaya kilitlenmiş, dikkatler sadece tek bir noktada toplanmış durumda. Kaygı ile umut arasında gidip geliyor insanlık. Ölüm ile yaşam arasında bir yerlerdeyiz.

*

Böyle bir durumda...

“Dur ben muhalefete bir tane çakayım” ya da “Acaba nereden iktidarı yıpratacak bir şey çıkarırım” türü eski siyaset dili fena halde demode hale geldi.

*

Hem iktidarın, hem muhalefetin...

Yeni bir siyaset diline acilen geçmesi şart.

*

Peki ama nasıl bir siyaset dili?

*

Mesela şöyle olabilir:

*

Açık arayan değil, yapıcı öneriler getiren...  Ayrıştırıcı değil, birleştiriciliği vurgulayan... Sorunları değil, çözümleri büyüten... Dışlayıcı değil, işbirliğine yaslanan... Monoloğa değil, diyaloğa yüklenen... Siyasi çıkarı değil, halkın sağlığını hedefleyen... Faydasız polemikleri sürdüren değil, yeni sayfa açan... Gerilimi arttıran değil, sükûneti aşılayan... Bir siyaset dili...

*

Siyaset dilini bu ölçülere göre dönüştürecek olanlar, bu fırtına dindiğinde pırıl pırıl parlayacaklar.


BUGÜNLER EN ÇOK SORDUĞUM SORULAR

SOSYAL mesafeyi koruyor musun?/FaceTime yapalım mı?/Vaka sayısı kaç oldu acaba?/Bildiğin İspanyolca olmayan iyi bir dizi var mı?/Mortalite oranları ne durumda?/Fahrettin Koca açıklamayı kaçta yapacak?/Bana temas öykünü anlatır mısın?/Solunum cihazı sayısı yeterli mi?/Asemptomatik miyim acaba?/Sen hâlâ kendi OHAL’ini ilan etmedin mi?/Pozitif mi, negatif mi?/Sokağa çıkmıyorsun değil mi anne?/EBA’nın açılımı ne?/Prens Charles’ın annesine niye hiçbir şey olmuyor?/Sanal tavla nasıl oynanıyor?

YANLIŞ ÜSTÜNE YANLIŞ

KENDİNE “gazeteci” diyen bir kendini bilmez, MHP Lideri Devlet Bahçeli hakkında sosyal medyada paylaşım yapmış. Yaptığı tam bir rezalet!

Adamın yazdığı şeyi buraya aynen yazmak istemiyorum. Ayıp, terbiyesizlik, ahlaksızlık, müptezellik... Ne desek karşılamıyor.

Hem MHP’liler, hem de aklı başında herkes yapılan bu rezalete karşı öfkelendiler. Tepki gösterdiler.

*

Sonra ne mi oldu? Şöyle bir şey oldu: Kendine “gazeteci” diyen bu kendini bilmeze şiddet uygulandı.

Ne yapmış olursa olsun... Şiddet onaylanamaz. Şiddete asla rıza gösterilemez.

Ama bazı MHP yöneticileri, bu şiddete onay veren paylaşımlara imza attılar.

Şiddete destek çıktılar.

*

Yanlış üstüne yanlış yani...

O kendini bilmezin yaptığı büyük yanlış... Ona uygulanan şiddet büyük yanlış... O şiddete alkış tutmak büyük yanlış...

*

Ayıbın, terbiyesizliğin, ahlaksızlığın, müptezelliğin hesabının sorulacağı tek bir yer vardır:

Hukuk. Hukuk. Hukuk.

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2020, 11:46

24 SAATTE NELER OLDU?

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER