Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi 3. sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Ömer Faruk Akyüz, 16 Ağustos 2026’da hayatını kaybetti. Geleceğe dair hayalleri ve planları bulunan genç öğrencinin, en büyük isteklerinden birinin annesinin adını taşıyan bir eczane açmak olduğu öğrenildi. Ömer Faruk’un ölümünün ardından ailesi ve sevenleri büyük üzüntü yaşarken, geride bıraktığı hayaller ve annesine duyduğu sevgi yüreklerde derin bir iz bıraktı.
21 Mayıs 2005 tarihinde dünyaya gelen Ömer Faruk Akyüz, henüz 21 yaşındayken hayatını kaybederek ailesini, arkadaşlarını ve sevenlerini yasa boğdu.
Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde 3. sınıfta eğitim gören Akyüz, geleceğe dair büyük hayaller kuruyordu. Eğitimini tamamlayıp eczacı olmak, kendi eczanesini açmak ve hayallerini gerçekleştirmek istiyordu.
Ancak 16 Ağustos 2026 tarihinde hayatını kaybetmesiyle Ömer Faruk’un tüm planları yarım kaldı.
En büyük hayali annesinin adını yaşatmaktı
Ömer Faruk Akyüz’ü tanıyanların anlattığına göre genç öğrenci, annesine büyük bir sevgi ve bağlılık duyuyordu. Annesine duyduğu özlemi çevresindeki herkes biliyordu.
Akyüz’ün en büyük hayallerinden biri, eğitimini tamamladıktan sonra kendi eczanesini açmaktı. Fakat bu eczane onun için sıradan bir iş yeri olmayacaktı. Genç öğrenci, açacağı eczaneye annesinin adını vermeyi ve onun ismini yaşatmayı planlıyordu.
Annesine duyduğu sevgiyi çoğu zaman sözleriyle ifade etmese de bu hayali, onun iç dünyasında annesine verdiği değerin en güçlü göstergelerinden biriydi.

“İsmini herkese duyurmak istiyordu ama biz böyle duyurmak istemezdik”
Ömer Faruk’un ailesi ve yakınları için yaşanan acının en ağır taraflarından biri de genç yaşta kaybedilen bir evladın hayallerinin yarım kalması oldu.
Ömer Faruk’un en büyük hayallerinden biri, kendi emeğiyle bir yerlere gelmek ve ismini herkese duyurmaktı. Onun hayalini bilen yakınları ise bugün isminin duyuluyor olmasının sebebinin böyle bir acı olmasını istemediklerini ifade ediyor.
“En büyük hayali ismini herkese duyurmaktı. Ama biz onun ismini bu şekilde duyurmak istemezdik.”
Bu sözler, Ömer Faruk’un geride bıraktığı hayallerin ve ailesinin yaşadığı acının derinliğini ortaya koyuyor.
Onun isminin başarılarıyla, mesleğiyle, açacağı eczaneyle ve gerçekleştireceği hayallerle duyulması isteniyordu. Fakat hayat, genç öğrencinin hikâyesini çok farklı bir şekilde yarım bıraktı.

Duygularını içine atan, sessiz bir gençti
Ömer Faruk Akyüz, yakın çevresi tarafından sakin ve içine kapanık kişiliğiyle tanınıyordu.
Hissettiklerini çoğu zaman çevresindeki insanlara yansıtmayan Akyüz, yaşadıklarını kendi içinde taşıyan bir gençti. Sessizliğinin ardında ailesine ve özellikle annesine karşı büyük bir sevgi ve özlem taşıyordu.
Onu tanıyanlar için Ömer Faruk, henüz hayatının başında olan; üniversitesini bitirip mesleğini eline almak, kendi düzenini kurmak ve ailesinin gurur duyacağı bir hayat yaşamak isteyen genç bir eczacı adayıydı.

Annesini de yıllar önce kaybetmişti
Ömer Faruk Akyüz’ün hayatındaki en büyük acılardan biri de annesini kaybetmesiydi.
Akyüz’ün annesi 17 Ağustos 2022 tarihinde hayatını kaybetti. Ömer Faruk’un annesine duyduğu özlem, onu tanıyanların da bildiği derin bir duyguydu.
Genç öğrencinin, ileride açmayı planladığı eczaneye annesinin adını vermek istemesi de bu özlemin ve sevgisinin bir yansımasıydı.
Annesinin ismini yaşatmak, Ömer Faruk için yalnızca bir eczane hayali değil, aynı zamanda annesine duyduğu sevginin hayatındaki kalıcı bir hatırası olacaktı.

21 yaşında yarım kalan bir hayat
Ömer Faruk Akyüz’ün önünde tamamlaması gereken üniversite eğitimi, kurmak istediği bir meslek hayatı ve gerçekleştirmek istediği pek çok hayal vardı.
Eczacılık Fakültesi’nden mezun olmak, kendi eczanesini açmak, bu eczaneye annesinin adını vermek ve bir gün ismini başarılarıyla herkese duyurmak istiyordu.
Ancak Ömer Faruk’un adı bugün, ailesinin ve sevenlerinin istemeyeceği şekilde duyuluyor.
Onun isminin bir başarı hikâyesiyle, bir eczanenin tabelasında ya da gerçekleştirdiği hayallerle anılması istenirdi.
21 yaşında hayatını kaybeden Ömer Faruk Akyüz, geride yalnızca büyük bir acı değil; gerçekleştirilemeyen hayaller, annesine duyduğu derin sevgi ve unutulmayacak bir hayat hikâyesi bıraktı.

